~|| Sanal Dünyam.NET ||~
06 Eylül 2008, 05:53:45 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Forumdan en iyi şekilde faydalanmak için üye olunuz..
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Google Etiketleri Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ATATÜRK VE KADIN EĞİTİMİ  (Okunma Sayısı 549 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
LaL
Administrator
*

Puan: 7
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 669


Aktiflik
Deneyim
Seviye

« : 01 Eylül 2007, 14:02:50 »

Atatürk kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin her alanda çağdaş ve dünya ülkelerine örnek bir devlet olmasını istiyordu. Devleti idare şeklinde, kılık kıyafette eğitimde ve hukukta yapılan köklü değişiklikler bu yolda önemli adımlar oldu. Bu zincirin bir halkası da "Kadın Hakları"ydı. O'na göre kadınların erkeklerle eşit olmadığı bir toplum "Ben medeniyim." diyemezdi. 30 Ağustos 1925'te Kastamonu'da yaptığı konuşmada;
"Bir sosyal topluluk, bir millet, erkek ve kadın denilen iki tür insandan oluşur. Kabil midir ki, bir kitlenin bir parçasını geliştirelim, diğerine müsamaha edelim de kitlenin bütününü ilerletebilmiş olsun. Mümkün müdür ki, bir insan topluluğunun yarısı toprağa zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer bölümü gökyüzüne yükselebilsin. Şüphe yok, gelişmenin adımları dediğim gibi, iki cins tarafından beraber arkadaşça atılmalı ve gelişme ve yenilik alanında birlikte, kesin bir tavır alınmalıdır. Ancak böyle olursa inkılâp başarılı olacaktır." diyerek inkılâpların ana felsefesini ve kadın hakları ve eğitimi konusunun önceliğini belirtmişti.
O dönemde İstanbul'da bulunan bir İngiliz muhabiri; "Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları memlekette birçok yenilikler yapabilirler, pek çok şeyi değiştirebilirler; lâkin yalnız bir şey yapamazlar o da kadınların hayatını değiştirmektir…" diyerek bu konudaki çe -kincelerini dile getirmişti.
İngiliz muhabirin dile getirdiği düşünceler Avrupa'daki genel kanının bir örneği konumundaydı. "…kadınlarımızın da aynı tahsilden geçmeleri sağlanacaktır..." diyen Atatürk genel kanının aksine atılımları peş peşe gerçekleştirmişti.

İlk olarak 3 MART 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu çıkarttırmıştı. Böylece Tanzimat Dönemi'nden kalma ikili eğitim sistemi kaldırılmış, millî ve çağdaş eğitimin temelleri atılmıştı. Bu kanun, kadını ve erkeği ile Türk milletini çağdaşlaştırma yolunda önemli bir adım olmuştu. 17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medenî Kanunu, kadınlarımıza ileri düzeyde bazı haklar tanımıştı. Getirilen yenilikler bunlarla sınırlandırılmamıştı.
Ulu Önder'in karma eğitim konusundaki kararlı tutumu sonucunda III. Heyet-i İlmiye'nin 1926 yılında aldığı kararlar ışığında 1927-1928 öğretim yılından itibaren karma eğitime geçilmişti. Bu sayede kız-erkek öğrenciler bir arada okumaya başlamıştı.
Karma eğitim, o devirde yapılabilecek en büyük atılımdı. Bu sayede kadınlarımız yavaş yavaş kendilerini çevreleyen duvarı yıkıp eğitim ve iş hayatında görünmeye başlamışlardı. Zira, o yıllardaki istatistiklere baktığımızda; Atatürk döneminde ilk öğretim kademesindeki en yüksek artış % 352 ile kadın öğretmenlerde ve % 323 ile kız öğrencilerde görülmüştü. Modern Türk kadınının bilgi, beceri ve davranış yönünden yetiştirilmesini amaçlayan kız enstitülerinde kız öğrencilerin sayısında % 225 artış sağlanmıştı. Cumhuriyet kurulduğunda yüksek öğretimde hiç kadın öğretim üyesi yokken Atatürk'ü kaybettiğimiz 1938 yılında bu sayı 99'a çıkmıştı. Genel olarak yüksek öğretim kurumlarında erkek öğrenci sayısı % 220 artmışken, kız öğrencilerin sayısı % 525 artış göstermişti. Bu artışlar, Atatürk döneminde kadın erkek eşitliğine önem verildiğinin en büyük kanıtı durumundadır.

Kurtuluş yolunun eğitimden geçtiğine ve bunun da kilit noktasının kadın olduğunun en başından beri farkında olan Atatürk'ün kadınlara sağladığı bu haklar ve bu haklara kadınların gösterdiği yoğun ilgi sonucunda kadınlar ikinci sınıf insan kategorisinden çıkmış ve çağdaş medeniyetler seviyesindeki yerini almıştı. Gün geçtikçe Türkiye'nin dört bir yanına yayılan eğitim imkânı bir nevi Ulu Önder'in Kurtuluş Savaşı'nda destanlar yaratan Türk kadınına itibarını geri vermesiydi. Eğitim alanında sağlanan bu haklar, diğer alanlardaki pek çok hakkı da beraberinde getirmişti. Mesleğe yönelik okullar açılmış ve buradan mezun olan kadınlar doğrudan Türk iş hayatındaki yerlerini almışlardı.
Örneğin; 1927 yılında ilk kadın doktorlarımız görevlerine başlamışlardı. Müteakiben kadınlara siyaset yolu da açılmıştı. 1931 belediye seçimlerinde siyasal haklara kavuşturulan Türk kadınları, bu haklarını ilk defa 1933'te kullanmışlar ve İstanbul ile diğer kentlerde belediye ve yaşlılar meclisine seçilmişlerdi.
Aynı yılda Hitler'in NSDAP partisi Almanya'da iktidara gelip, Alman kadınlarını "çocuk, kilise, mutfak" alanlarına hapsetmişti.
Öncü olmanın, bir millete liderlik yapmanın, onu topyekün ileri götürmenin ne kadar meşakkatli ve önemli olduğunu Ulu Önder Atatürk'ün neden diğerlerinden daha üstün bir devlet adamı, bir lider olduğunu yukarıdaki örnekte bir kez daha açıkça görmekteyiz.
Bir tarafta eve kapatılmış, diğer tarafta zincirlerinden kurtulmuş her türlü hakka sahip olan kadınlar…
Atatürk, toplumsal anlamda yaptığı değişikliklerin dışında bireysel olarak da bu konularda duyarlı davranmıştır. Baktığımız zaman manevî çocuklarının birisi hariç tamamının kız olduğunu görürüz. Hepsinin eğitimleriyle bizzat kendisi ilgilenmişti. Afet İnan, O'nun girişimleri sonucunda tarih profesörü, Sabiha Gökçen ise savaş pilotu olmuştu ki, Sabiha Gökçen'in savaş pilotluğu eğitimi aldığı yıllarda dünyanın çoğu yerinde kadınlar ilk öğretim seviyesinde eğitim dahi alamıyorlardı. 18 Nisan 1935'te bizzat kendisinin çabaları sonucunda milletler arası ilk kadın kongresi İstanbul'da toplanmıştı.
Geçmişte evinden sayılı gün çıkabilen, erkeklerle yan yana dolaşmaları yasaklanan kadınlarımız, Cumhuriyet dönemiyle birlikte uygar bir seviyeye ulaşmıştı. İlerlemeyi ve ilelebet payidar olmayı kafasına koymuş bir milletin uyanışında öncü olmuşlardı. Kadın demek, hayatın yarısı demekti. Ve bizim bu yarımız Cumhuriyet döneminde 20 nci yüzyıl dünya kadınlarına örnek olacak konuma gelmişlerdi. Görülen bütün gelişmeler "Türk Anası"nın daha iyi yetişmesini ve bilgili hale gelmesini sağlamıştı.
Günümüz Türkiyesinin gençleri bilinçli, sağlıklı ve erdemli olarak yetişmiş, yetişiyor ve yetişecek olmasını Cumhuriyet döneminde kavuştuğu eğitim şansıyla kendisini en iyi şekilde yetiştiren Türk Analarına borçludur.
Logged
LaL
Administrator
*

Puan: 7
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 669


Aktiflik
Deneyim
Seviye

« Yanıtla #1 : 01 Eylül 2007, 14:03:26 »

NEDEN ATATÜRK ve KADIN


ATATÜRK kadınlarla ilişkisinde, daima çapkınlığı ile anılmış ve bu şekilde prezante edilmiştir. ATATÜRK hayatı içinde mutlaka kadınlarla duygusal ilişkilere girmiştir. Bunun aksini düşünmek, onu aziz veya melek yerine koymak olur. ATATÜRK‘ün kadınlarla olan ilişkisini bu şekilde hafife almak yanlış olur, kanaatindeyim. Lider olan bir şahıs, gösterdiği davranışlarla sempatisini ve inanırlılığını kazanır. Kadınlara olan bakış açısı derinlemesine incelenmesi gereken bir konu.

 

ATATÜRK Türk müziğini çok severdi. Ancak devrimci kişiligi ile, Cumhur Başkanlığı senfoni orkestrasının kurulması için emir vermiştir. Çok sesliliği, bir; demokrasi anlayışından, birde; müzik anlayışından severdi. "Muasır medeniyetler düzeyi" derken batıyı işaret ederdi.

 

"Fon müziğini hangisi" diye düşünürken; “onuncu yıl marşımı” dedim. Vaz geçtim. “Semfonik müzikmi” dedim. Ondanda vaz geçtim. İşaret edilen, muasır medeniyet yani batı, konuda kadın azıcık romantik, sonunda Barbara Streisant' te karar kıldım. Kendi kendime “acaba çokmu larj olur” diye düşünmedim değil. Sonra geniş açıdan bakmanın daha doğru olduğuna karar vererek bunu seçtim. ATATÜRK yaşasaydı Barbara Streisant' i mutlaka severdi. Ayrica müziği seçerken, beklentilerin dışında olmasını "neden" diye sorgulanmasını istedim. Tıpkı "KADIN" olgusunun ve fonksiyonunun modernleşmede, gelişmede ve devrimlerde etkinliğinin sorgulanmasını istediğim gibi.

 

ATATÜRK & KADIN  Sunumu ile yüreklerde bir ateş yakmak istedim. "Ates büyüsün, güneşe dönüşsün" diye. şahsıma gönderilen mesajlar, yüreklerdeki ateşin birleşerek güneşe dönüştüğünü işaret ediyor.

 

Her zaman sevgi ile kalın. Çabalarınız insanlık için abide olsun.

 

Saygılarımla,

M. Erol AKYOL


TIKLADIKTAN SONRA KENDİ AKIŞINDA SESLİ İZLEYİN



http://uploaded.to/?id=10rkt2
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
Google Etiketleri

 
Gitmek istediğiniz yer:  


Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Atatürk İlkeleri Atatürk burajan 0 161 Son Mesaj 06 Ağustos 2007, 20:23:12
Gönderen: burajan
Atatürk Devrimleri Atatürk burajan 0 193 Son Mesaj 06 Ağustos 2007, 20:27:55
Gönderen: burajan
Atatürk Resimleri (Renkli) Atatürk burajan 1 263 Son Mesaj 24 Ağustos 2007, 13:07:20
Gönderen: AdmiN
Atatürk Diyorki Atatürk burajan 0 188 Son Mesaj 24 Ağustos 2007, 02:51:43
Gönderen: burajan
Doguda kadin olmak... Resim Bölümü GozyaSi 1 223 Son Mesaj 17 Ocak 2008, 20:17:47
Gönderen: postmortem
SanalDunyam.Net Yönetimi ve Üye Gruplari
Administrator | Süper Moderatör | Moderatör | Moderatör Adayı
VIP Üye | Bağımlı Üye | Popüler Üye | Çalışkan Üye | Katılımcı Üye | SD Üyesi | Yeni Üye

Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Hersey
| Sitemap | Sitemap / Site Haritası
UzmaN Toplist Popüler Siteler