|
|
 |
« Yanıtla #2 : 12 Ağustos 2007, 21:45:44 » |
|
GÜNLERİMİZ
İçlenme, beyhudedir, maziyi sakın anma! O vefasız yavruya benzer ki günlerimiz. Kendini yuvasından bırakır ki akşama Benzeyen göle, sessiz...
Ruhundaki susuzluk engin mesafelere Duyurmadan ne anne ne bir yuva hasreti, Narin kanatlarıyla uçar orman, dağ, dere Ve bir gün bir çukurda bulunur iskeleti.
HATIRLAMA
Sen akşamlar kadar büyülü, sıcak Rüyaların kadar sade, güzeldin, Başbaşa uzandık günlerce ıslak Çimenlerinde yaz bahçelerinin.
Ömrün gecesinde sükun, aydınlık Boşanan bir seldi avuçlarından Bir masal meyvası gibi paylaştık Mehtabı kırılmış dal uçlarından
HERŞEY YERLİ YERİNDE
Her şey yerli yerinde; havuz başında servi Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan, Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan, Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi
Her şey yerli yerinde; masa, sürahi, bardak, Serpilen aydınlıkta dalların arasından Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman Sessizlik dokunuyor bir yerde yaprak yaprak…
Biliyorum gölgede senin uyuduğunu Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin Hazların aleminde yumulmuş kirpiklerin Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.
Belki rüyalarındır bu taze açmış güller, Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde, Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde, Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.
Her şey yerli yerinde; bir dolap uzaklarda Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan, Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgarda.
KARIŞAN SAATLER İÇİNDE
Karışan saatler içinde hâtırana Bazı sabahlarla ikindiler yan yana, Değişik gülleri sanki tek bir baharın; Bâkir hülyasıyla beyaz ve ürkek yarın, O sükût bahçesi, ufkunda kuş yerine Hasret kanat çırpar düşünen ellerine...
Hep aynı nağmede çılgın dolaşan yaylar, Bir yıldız kervanı gibi haftalar, aylar Hep aynı hayalin peşinde bu yolculuk, Hep gül yangını ve bahar sıtması ufuk...
Tenha bir ucunda gecenin bir sır gibi Fısıldanan adın kardeş, dost ve sevgili, Durgun havuzların süsü ten rengi çiçek Bir mevsim cümbüşü içinde süzülerek Ömrün gecesinde ve kader rüzgârında Bir ürperme olur çıplak omuzlarında...
KIŞ BAHÇESİNDEN
Ne güzeldi o kış bahçesinde Güllerin çok derinlerde çalışan uykusu Sana bir bahar hazırlamak için.
Dallar, filizler, eski masal dilberleri gibi Hüzne ve hülyaya gömülmüş Doğmamış çocuklara Ninni söylüyorlardı sanki... Ana rahmi gibi sıcak ve yüklü idi hava İyi mayalanmış hamur gibi Gizli nabızlarla atıyordu toprak
LEYLA
Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma; İpek saçlarını elimle ördüm, Ve bir kemend gibi taktım boynuma Bu akşam rüyamda Leyla'yı gördüm.
Leyla...Ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır. Kurmuş diye sevda yolunda pusu Döktüğü gözyaşı, çektiği ahdır. Leyla...Ela gözlü bir çöl ahusu.
Bir damla inciydi kirpiklerinde, Aşkın ızdırapla dolu rüyası Bir başka güzellik var kederinde Bir başka alem ki ruhunun yası Sessiz incileşir kirpiklerinde.
MAVİ MAVİYDİ GÖKYÜZÜ
Mavi, maviydi gökyüzü Bulutlar beyaz, beyazdı Boşluğu ve üzüntüsü İçinde ne garip yazdı...
Garip, güzel, sonra mahzun Işıkla yağmur beraber, Bir türkü ki gamlı, uzun, Ve sen gülünce açan güller,
Beyaz, beyazdı bulutlar, Gölgeler buğulu, derin; Ah o hiç dinmeyen rüzgâr Ve uykusu çiçeklerin.
Mor aydınlıkta bir çınar Veya kestane dibinde; Mahmur süzülen bakışlar İkindi saatlerinde...
Birden gülümseyen yüzün Sabahların aynasında Ve beni çıldırtan hüzün İki bakış arasında.
ÖZLEM..
Kime dokunsam sensin Kimi çağırsa dudaklarım... Başımın tacı, canım efendim. Görünmez çığlıklarımı gören Eğilmez başımı öpensin. Sen bir deniz derinliğisin Uslanmak bilmez kederler ülkesi... Coşup yağan fırtına sessizliğim Kül kedisi yorgunluğunda kalbim Masalcı ninesini arıyor
RAKS
Tılsımlı çocuğu saf aydınlığın Bu kadın vücudu beyaz ve çıplak. Eşiğinde sanki sonsuz varlığın Her an değişiyor dönüp uçarak.
Ve gülümseyerek öyle derinden Her lâhza başka şey ve hep kendisi Bir başka yıldızdan veya alevden Anın ve hareketin mucizesi.
Arkasında ritmin geniş rüzgarı Bir gül kasırgası gibi enginde. Savruluyor yüzü, çılgın kolları Yarattığı zaman bahçelerinde.
Her an değişiyor, yelken, gül, kanat Bütün burçlarıyla uzanmış gece. Defneler önünde şaha kalkan at Zihnin eşiğinde ürkek düşünce.
Her lâhza başka şey ve hep kendisi Yaralı bir ceylân gibi bakarak, Anın ve hareketin mucizesi Uçuyor, duruyor, bekliyor... çıplak.
Ve ümitsiz avı bin sonsuzluğun Bekliyor ruhunun eşiklerinde. Tılsımlı kaderi her susuzluğun Bir gül fırtınası gibi derinde.
RIHTIMDA UYUYAN GEMİ
Rıhtımda uyuyan gemi Hatırladın mı engini? Sert dalgaları, yosunu Suların uğultusunu?
N'olur bir sabah vakti Çağırsa bizi sonsuzluk Birden demir alsa gemi Başlasa güzel yolculuk.
Yırtılan yelkenler gibi Enginle başbaşa kalsak. Ve bir şafak serinliği İçinde, uykuya dalsak.
Rıhtımda uyuyan gemi Hatırladın mı engini? Gidip de gelmeyenleri Beyhude bekleyenleri?
SABAH
Serin rüzgârlara pencereni aç! Karşında fecirle değişen ağaç, Bak, seyret ağaran rengini ufkun Mahmur gözlerinde süzülsün uykun. Bırak saçlarınla oynasın rüzgâr. Gümüş çıplaklığı bir başka bahar Olan vücudunu ondan gizleme. Ne varsa hepsini boyun, saç, meme, Esîrden dudaklar okşasın sevsin Mademki geceden daha güzelsin!
SELAM OLSUN !..
Selam olsun bizden güzel dünyaya, Bahçelerde hala güller açar mı? Selam olsun sonsuz güneşe, aya, Işıklar, gölgeler suda oynar mı? Hepsi güzeldi.Kar, tipi, fırtına, Günlerin geçişi, ardı ardına. Hasretsiz bir kanat şakırtısına, Mavi gökte kuşlar yine uçar mı? Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan, Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan. Dönmeyen gemiler olduk açıktan, Adınızı soran, arayan var mı?
SEN VE BEN
İçme, ilk yudumda zehirler seni Bahtın kadehime döktüğü şarap. Her akşam koynunda uyutur beni, Her sabah alnımdan öper ızdırap.
Sen, yirmi yaşında bir baharsın ki Gölgende neş'enin rüzgârı eser. Düşünen alnımda benim her çizgi Baharı olmayan bir kışa benzer
Sana ufuklar “Gel! ” diye bağırır, Ellerinde çiçek haykırarak Seni gür sesiyle hayat çağırır, Beni de çiğneyip geçtiğin toprak...
SONBAHAR
Durgun havuzları işlesin bırak Yaprakların güneş ve ölüm rengi, Sen kalbini dinle,ufkuna bak.
Düşünme mevsimi inleten rengi Elemdir mest etsin ruhunu Eser rüzgarların durgun ahengi.
Yan yana sessizce mevsimle keder Hicrana aldanmış kalbimde gezin Esen rüzgarlara sen kendini ver
YAĞMUR
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde, Bir parça uzaklaş kederlerinden. Bir ruh gülümsüyor gibi derinden, Mehtabın ördüğü saatler nerde? Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin, Yağmur ince ince toprağa sinsin, Bir başka alemden gelmiş gibisin, Dalmış gözlerinle pencerelerde.
|